MİTANİ PENSİON HOSTEL
MARDİN TANITIM

GEZİLECEK YERLER

Kasımiye Medresesi
 
Mardin’in güneybatısındaki tepelerin altında yer alan medresenin yapımına Artuklu döneminde başlanmış ve Akkoyunlu Hükümdarı Cihangiroğlu Kasım Padişah döneminde 1457-1502 yıllarında tamamlanmıştır. Günümüze kadar mükemmel yapısıyla ayakta kalabilen iki katlı, kubbeli,  tek ve açık avlulu medresenin inşasında düzgün kesme taş kullanılmıştır. Plan özellikleri, taş işçiliği ve süsleme motifleri bakımından ilgi çeken yapı, cami ve türbe ile birlikte külliye içerisinde yer almaktadır. Medresenin avlusunda bir çeşme ve büyükçe bir havuz bulunmaktadır.
 
Kırklar Kilisesi
 
Şehrin merkezinde Şar Mahallesinde yer alan yapı 569 yılında Süryani azizlerinden Mor Behnam ve kız kardeşi Saro adına inşa edilmiştir. Uzun bir avlunun doğu tarafındaki dikdörtgen planlı kilise, on iki kalın sütunla taşınan kemerlerle bölümlere ayrılmıştır. Kilisenin 400 yıllık ahşap kapıları, kök boya ile baskı perdeleri, içinde çan kulesi evi ve adeta dantel gibi işlenmiş taş oymacılığı örneklerinin yer aldığı divan çok etkileyicidir. 1170 yılında kırk şehitlere ait rölikler bu kiliseye getirilmiştir. Bugün Mardin Metropolitlik Kilisesidir.
 
Şeyhçabuk Camii
 
Yapım tarihi belli olmamakla birlikte, bugünkü şeklini 15. yüzyılda kazanmış olduğu düşünülmektedir. 19. yüzyılda iki sefer onarım görmüştür.  Avlu duvarları ile çevrili cami, Mardin cami ve mescitlerinin genel özelliği olan enine yayılan bir plana sahiptir. Ana mekan, enine uzun iki beşik tonozla örtülü neften oluşmaktadır. Güney tarafında bulunan çapraz tonozla örtülmüş kısmın türbe ya da zikir yeri olması muhtemeldir. Tarihleri hakkında kesin bilgi olmayan ve şeyh isimleri ile anılan yapıları, Mardin’e Türklerin yerleştirilmeye başladığı devirlere indirmek mümkündür. 
 
Mardin Müzesi
 
Mardin Merkez Şar Mahallesi, Birinci Cadde’de, Cumhuriyet Meydanı’nın kuzeyinde bir grup Süryani evinin arasında bulunan Müze binası, binanın doğu tarafına bitişik olan Meryem Ana Kilisesi’nin Müzeye bakan kapalı portelindeki kitabeye göre 1895 yılında Antakya Patriği İgnatios Behnam Banni tarafından Süryani Katolik Patrikhanesi olarak yaptırılmıştır. Müze binası, kurulu bulunduğu alandaki arazi eğiminin ve parsel derinliğinin fazla olması nedeniyle yapı tasarımı, teraslamalar biçiminde üç kat olarak gerçekleştirilmiştir.
Uzun bir süre dini amaçlı hizmet veren yapı, daha sonraları askeri garnizon, çeşitli siyasi partilerin merkezi, kooperatif binası, sağlık ocağı ve polis karakolu olarak kullanılmıştır. Bina’yı Süryani Katolik Vakfından satın alan Kültür Bakanlığı restorasyon yaptırmış ve 2000 yılında Mardin Müzesi’ni Zinciriye Medresesi’nden alarak bu binaya taşımıştır.
1947 yılından beri hizmet veren Mardin Müzesi, bünyesinde bulunan eserlerin çeşitliliği ile oldukça dikkat çekicidir. Şırnak, Batman ve Siirt illerimizde müze bulunmadığından buradaki eserlerin korunup sergilenmesi için de çalışmalar sürdüren müzede Paleolitik Çağdan MS 19.yy’a kadar olan dönemleri kapsayan buluntular sergilenmektedir. Müze’nin üç adet kapalı teşhir salonu ve iki adet açık teşhir alanı bulunmaktadır.
Gazi Paşa İlköğretim Okulu Binası
Mardin merkez Gazipaşa İlköğretim Okulu olarak kullanılan binanın yapımına 1892 yılında Lole adında mimarbaşı tarafından başlanmış ve II. Meşrutiyet döneminde 1907 tarihinde Süryani Kadim Cemaatinden Cebbur adında zengin bir kişi tarafından ev olarak hizmete açılmıştır. Bina uzun yıllar ev amaçlı kullanıldı.
Bina 4 kattan oluşmaktadır. 1. Kat: Mahzen ve tavla amacı ile yapılmıştır. Şu an ev olarak kullanılmaktadır. 2. Kat: Sokaktan büyük bir kapı ile geniş salona girilir. Bu katta 8 oda bulunmaktadır. 3. Kat: Bu katta 3 oda bulunmaktadır. 4. Kat: Bu katta 10 oda bulunmaktadır. Odaların içi mükemmel bir şekilde oyma taşlarla süslenmiş ve her odanın süslemeciliği, diğer odalardan farklıdır. Bina Cumhuriyetin ilk yıllarında eski Mardin Milletvekili Abdurrezzak ŞATANA’ya 12.500 TL karşılığında satılmış; aynı bina bir süre sonra Özel İdare Müdürlüğü’ne 17.500 TL karşılığında satılmıştır.
1934 yılından günümüze kadar eğitim-öğretim amaçlı olarak kullanılan ve halen Mardin Merkez Gazipaşa İlköğretim Okulu olarak anılan binada 10 derslik bulunmaktadır.
 
Latifiye Camii
 
Cumhuriyet Alanı’nın güneyindedir. Taçkapı yazıtından 1371’de Artuklu sultanlarından Melik Salih ve Melik Muzaffer zamanında görev almış Abdüllatif bin Abdullah tarafından, minaresi Mısır Valisi Muhammed Ziya  Tayyar Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Günümüzdeki minare ise 1845’te Musul Valisi Gürcü Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Mardin ‘deki son Artuklu eserlerinden olan, enine dikdörtgen planlı ve mihrab önü kubbeli yapının portalı iyi korunmuştur.  İki renkli taşlardan üç dilimli kemerli portalde, geometrik motifler örgülü ve yıldızlı bezemeler dikkati çeker. Caminin giriş kapıları, geç dönem Selçuklu ahşap işçiliğinin özgün örneklerinden olan minber ve mahfili görülmeye değer özelliktedir.
 
Ulu Cami
 
Artuklu Dönemi mimari örneklerinden, dilimli kubbesi ve büyük minaresiyle Mardin’in sembolü olan Mardin Ulu Cami kayıtlara göre iki minareli inşa edilmiştir. Caminin bugün mevcut olan tek minaresinin kare kaidesindeki yazıt, yapım tarihini 1176 olarak vermektedir, fakat bugünkü minare 1888/1889 yıllarında yeni ve elektik bir üslupla yapılmıştır.
Bazı süryani yazarlar kiliseden çevrildiğini söylerler. Yapı kiliseden çevrilmemiş olsa bile, yerinde eski bir kilisenin bulunması muhtemeldir. Yapı 12. yüzyıl Artuklu Dönemi mimarisinin temel özelliklerini yansıtır. Erken dönemde özellikle güneydoğuda meydana çıkan, mihrap önü kubbeli enine gelişen cami plan ve formunun çok önemli bir örneğidir. Yapının malzemesi düzgün kesme taştır. Ulu Cami’nin kubbesi dıştan yivleme tekniğiyle yapılmıştır. İlk olarak bu binada kullanılmış ve sonları Mardin’de gelenek halini almıştır ki bazı geç dönem Artuklu yapılarında karakteristiktir.
Caminin dikdörtgen avlusu kuzeyinde kalır. Avlunun güneyinde mihrap duvarına paralel, beşik tonozlu üç neften oluşan, mihrap duvarına yakın iki nefin kubbe ile kesildiği, enine gelişmiş, mihrap önü kubbeli bir şema görülür. Bu şema, aynı zamanda, çevredeki birçok yapı tarafından taklit edilmiş bir modeldir.
 
Zinciriye Medresesi
 
Kalenin hemen altındaki Medrese Mahallesinin kuzeyinde yer alan yapı, 1385 yılında Melik Necmeddin İsa tarafından yaptırılmıştır. Timur ve ordusuyla mücadele etmiş olan Melik İsa bir süre bu medresede hapsedildiğinden Sultan İsa Medresesi adıyla da tanınır. Açık avlulu ve iki katlı medresenin giriş kapısının taş işlemeleri ve dilimli kubbeleriyle ihtişamı görülmeye değer, buradan Mardin’i izlemek de büyük keyiftir. Medresede Sultan İsa Türbesi ve birçok eski kitabe vardır. Yapı yüksekte kurulduğu için geçmişte rasathane olarak kullanılmış ve bir dönem de müze olarak işlev görmüştür.
 
Surur Hanı
 
Ana caddenin üzerinde durumunu kısmen koruyabilmiş olarak ayakta olan 17.-18. yüzyıllarda yapılmış olabileceği düşünülen Kervansaray, dikdörtgen bir avlu etrafında, iki katlı revaklı mekanlardan meydana gelmiştir. Cadde üzerinde, girişin iki yanında beşer dükkan mevcuttur. Zaman içerisinde planı üzerinde birçok değişiklik yapılmıştır. Yakın geçmişte restorasyonu tamamlanan yapının içinde restoran ve kafe hizmetleri verilmektedir.
 
Eski PTT Binası
 
1890 yılında Şatana ailesi tarafından Ermeni mimar Lole’ye yaptırılan ve Mardin sivil mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan yapı, Şehidiye Camii’nin karşısında bulunmaktadır. Bina zengin ve görkemli taş işçiliğiyle dikkati çeker. Yakın zamana kadar PTT binası olarak kullanılmıştır.
 
Şehidiye Medresesi Camii
 
13. Yüzyılın başlarında Artuklu Sultanı Melik Nasreddin Artuk Aslan tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır. Güney tarafında iki nefli mescidin yer aldığı revaklı avlulu ve eyvanlı bir medresedir. Medresede, onarım ve eklemelerle birçok değişiklik yapıldığından medresenin orijinal durumundan pek az şey kalmıştır.
Yapının yıkılmış olan minaresi 1916/17 yıllarında Ermeni mimar Lole tarafından eklektik bir üslupla ve iskelesiz olarak inşa edilmiştir. Medresede en çok oynanmış olan yerlerden biri camidir. İki enine nefli ve ilk yapıldığında oldukça süslü bir cepheye sahip olduğu anlaşılan cami kısmı devamlı değişmiştir.
 
Kentsel Sit Alanı
 
Mardin’in kentle özdeşleşen evleri gerek plansal özellikleri, gerekse malzeme ve bezemeleriyle Anadolu konut mimarisinde ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Ovaya doğru alçalan teraslar üzerinde yoğun ve sıkışık şekilde adeta birbirinin üzerine yığılmış gibi biçimlenen konutların oluşturduğu böyle bir manzarayı Anadolu’nun başka bir şehrinde görmek mümkün değildir. İçinde yaşamın devam etmesi sayesinde eski yerleşimdeki orijinal yapılar özgünlüğünü fazla kaybetmemiştir.
Kalenin eteğinden başlayarak ovaya doğru inen evler arasındaki kot farkı 50-150 metredir. Geleneksel evlerin tümünün cephesi sadece güneye, Mardin Ovası’na bakar. Tepenin eğimi üzerinde kuruldukları için en az iki katlı olan evler birbirinin manzarasını kapatmaz.
Bölgede bolca çıkarılan kalker taşı, yapı üretimine egemen olmuştur. Ceviz kapı, pencere, dolap ve tahtlar da mimarinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Taşın rahatça işlenebilir özellikte olması sayesinde zengin süslemeler ortaya çıkmıştır. Ocaktan çıkartıldıktan bir süre sonra sertleşen bu kireç taşı Mardin yapılarında bugün de kullanılmaktadır. Üstlerinin sıvanmasına gerek duyulmayan taş duvarlar belirli zamanlarda taş kırıntılarından elde edilen kum ile temizlenir. Taşların özelliklerinden dolayı evlerin içi yazları serin, kışları sıcak olur.
 
Sabancı Kent Müzesi
 
Süvari Kışlası olarak yapılan sonra Vergi Dairesi Binası olarak kullanılan bina Sabancı Vakfı tarafından müze ve sanat galerisine dönüştürülmüştür. Şehir merkezinde bulunan iki katlı tarihi yapının 2006 yılında başlayan restorasyonu tamamlandıktan sonra üst kat Kent Müzesi olarak, alt kat ise sanat galerisi olarak düzenlenip 01 Ekim 2009 tarihinde hizmete açılmıştır.
 
Hatuniye Medresesi
 
Gül Mahallesindedir. Kutbeddin İlgazi’nin annesi Sıtti Radviye Hatun tarafından 1184-85 yıllarında yaptırılmıştır. Medrese iki eyvanlıdır, avlusu revaklıdır ve iki katlı bir yapıdır. Ana eyvanın yanında, içi rölyef bezemeli tromplu kubbesi ile türbe yer alır. Medreseye bitişik aynı tarihli cami içinde Hz. Muhammed’e ait olduğu kabul edilen ayak izi mevcuttur. Lahitler bu yöredeki Artuklu eserlerinin en önemlilerinden biri olan bu medreseyi ayrıcalıklı bir konuma sokar. Medresenin güneyinde yer alan aynı tarihli hamam, günümüze değin pek çok onarım geçirmiş olup bugün hizmet vermeye devam etmektedir.
 
Abbaralar
 
Eski Mardin’in labirent benzeri sokakları birbirine yer yer binaların altından geçen abbara adlı geçitlerle bağlanır. Kelime anlamı Arapçada “kapalı yer” olan abbaralar Mardin’in en önemli mimari özelliklerinden biridir. Kentin fiziksel yapısı nedeniyle özel alanın altında ortaya çıkmış bu kamusal alanlar şehir halkını yaz mevsiminde sıcaktan, kış mevsiminde de sert, soğuk rüzgardan ve yağmurdan korurlar.
 
Deyrulzafaran Manastırı
 
Mardin’in 5 km doğusunda bulunan, 1932’ye kadar 640 yıl boyunca Süryani Ortodoks patriklerinin ikamet yeri olan ve üç kattan oluşan manastır 5.yüzyıldan başlayarak farklı zamanlarda yapılan eklentilerle bugünkü haline 18. yüzyılda kavuşmuştur. Manastır, Milattan önce Güneş Tapınağı daha sonrada Romalılarca kale olarak kullanılan bir kompleks üzerine inşa edilmiştir. Mardin ve Kefertüth Metropoliti Aziz Hananyo’nun 793 yılında başlattığı büyük bir tadilat sonrasında manastır onun adıyla Mor Hananyo Manastırı olarak anıldı.
15. yüzyıldan sonra da manastırın etrafında yetişen zafaran (safran) bitkisisnden dolayı Deyrulzafaran (Safran Manastırı) adıyla anılmaya başlandı. Kubbeleri, kemerli sütunları, ahşap el işlemeleri, iç ve dış mekanlardaki taş nakışları ile güzel bir mimari örneği olan manastır uzun tarihi boyunca Süryani Kilisesi’nin dini eğitim merkezlerinden biriydi. 1876 yılında dönemin patriği İngiltere’den satın aldığı bölgenin ilk matbaasını manastıra getirtti. 1969 yılına kadar Süryanice, Arapça, Osmanlıca ve Türkçe kitaplar bu matbaada basıldı. Mardin Metropoliti’nin ikametgahı olan Deyrulzafaran Manastırı bugün de Süryani Kilisesinin önemli dini merkezlerinden biridir.
 
Dara Antik Kenti
 
Yukarı Mezopotamya’nın en önemli yerleşim yerlerinden biridir. Günümüze ulaşan belgeler Dara şehrinin M.Ö. 3. yüzyılın ikinci yarısında Partlar tarafından kurulduğunu göstermektedir. 6. yüzyılın başlarında ise Bizans İmparatoru İmparator Anastasius’un girişimiyle ülkenin doğu sınırını Sasaniler’e karşı korumak amacıyla burada bir askeri garnizon kurulmuştur. Dara, imparatorluğun Fırat boylarındaki savunma zincirinin önemli bir halkasıydı. Aynı zamanda sivil yerleşim yeri olarak da planlanmıştır. Şehrin çevresi 4 kilometrelik bir surla korunmuştur. İç kale kentin kuzeyinde, 50 metre yüksekliğindeki bir tepenin düzlüğüne kurulmuştur. Kentin taşocakları, mezarlığı, agorası ve su sarnıçları görülebilmektedir; kendisi ise köy evlerinin altında kalmıştır.
Mardin yönünden gidildiğinde Dara tabelasından saptıktan bir süre sonra surların dışında kalan taş ocakları, ardından da kaya mezarları görünür. Köy merkezinden sola doğru ilerlendiğinde etkileyici güzellikteki su sarnıcına ulaşılır. Bu noktadan bakıldığında Dara şehrini çevreleyen surlar da açık bir şekilde görünmektedir. Köyün merkezine döndükten sonra eski bir kilise kalıntısı olup halk arasında “Zindan” diye isimlendirilen yapıya gelinir. Binanın su sarnıcı olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Dara 11-13. yüzyıllarda Artuklu hakimiyetinde kalmış, 13. yüzyılda İlhanlılar tarafından tahrip edildikten sonra küçük bir köye dönüşmüştür.

Mardin Kalesi
10. yüzyılda Hamdaniler tarafından inşa edilen kale, 1 km. uzunluğunda, 30-150 m. genişliğindedir. Çeşitli zamanlarda Mardin’e uğrayan gezginlerin verdikleri bilgilerden kalede çok sayıda yapı olduğu anlaşılmaktadır. Mardin'e hâkim bir manzaraya sahip kalenin bir başka özelliği de, doğal kaya üzerine çok az eklentilerle müstahkem bir hale getirilmiş olmasıdır.
 
Fafih Kalesi
Ömerli’nin 8 km. güneydoğusunda, Beşikkaya köyü yakınındadır. Kalenin bulunduğu yer aynı zamanda eski bir yerleşim bölgesidir.
 
Rabbat Kalesi
Derik ilçesinin 15 km. batısında, Hisaraltı köyü sınırları içindedir. Köyün kuzeyinde yer alan dar bir vadide yükselen bir tepenin üstünde kurulmuş olan Rabbat Kalesi, Artuklu devrinin en büyük eserlerinden birisidir.
 
Marin - Merdis Kalesi
Nusaybin ilçesinin 15 km. kuzey doğusunda Eskihisar köyünde yer alan Marin Kalesi, eski Merdis şehrinin içinde yüksek bir kayalık üzerinde inşa edilmiştir. Kalenin çevresi yaklaşık 1500 m. olup, 12 kule ile desteklenmektedir. Kalenin kimler tarafından yapıldığını gösterir herhangi bir buluntu yoksa da, inşa tarzı Bizans yapımı olduğuna işaret etmektedir.
 
Aznavur Kalesi
Nusaybin ilçesinin 14 km. kuzey doğusunda yer alan Aznavur Kalesi, geniş bir vadide yükselen iki tepe üzerinde kurulmuştur. 970 yılında Abdullah Bin Hamdan tarafından inşa ettirilen kale 400 m. uzunluğunda ve 30-60 m. genişliğinde olup, 14 burç ve 2 gözetleme kulesi ile tahkim edilmiştir.

Kayseriyye (Bezestan)
Ulu Cami’nin kuzeyinde, çarşı içindedir. Yapının büyük bir bölümü yıkılmıştır. Dıştaki dükkanların kimileri günümüzde de kullanılmaktadır. Yapının, Mardin Ulu Cami’nin vakfı olduğu ileri sürülmektedir. Kasım Padişah Medresesi vakfı arasında adının Kayseriyye olarak geçmesine dayanılarak 1487-1502 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır.
 
Revaklı Çarşı
Reyhaniye Camii’nin batısındadır. Tarihlendirilmesi yapılmayan Revaklı Çarşı, bir yolun iki yanında yer alan revaklar ile arkalarındaki beşik tonozlu dükkanlardan oluşmaktadır.

Radviyye Hamamı
Sitti Radviyye Medresesi’nin güneyindedir. Medresenin duvarına kazılı 1206 tarihli vakfiyede hamamın adı geçmektedir. Bu da hamamın 1206’dan önce yapıldığını yani 12. yüzyıl sonuna tarihlenebileceğini gösterir. Çok sık onarılan yapı, dikdörtgene yakın bir alanı kaplamaktadır.
 
Ulu Cami Hamamı
Ulu Cami’nin güneydoğusundadır. Artuklu Sultanı Melik Salih’in (1312-1363) Ulu Cami’ye vakıf olarak yaptırdığı hamam, 14.yüzyılın birinci yarısına tarihlenebilir.

Meryemana Kilisesi ve Patrikhanesi
1860 yılında yaptırılan kilise, akustik bir ses düzenine sahiptir. Kilisede, patriğin oturma yeri ve vaaz yeri ahşap el işçiliği ile süslenmiş olup, zarif bir görünüm sergilemektedir.
 
Patrikhane, 1895 yılında inşa ettirilmiştir. 1988 yılında Kültür Bakanlığı’na devredilen Patrikhane, restore edilerek 1995 yılından itibaren müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. Eski Patrikhane binasının bir kısmı, 1914-1915 yıllarında yapılan genişletme çalışmalarında yıkılmıştır.
 
Mor Mihayel Kilisesi ve Burç Manastırı
185 yılında inşa edilmiştir. Daha eski dönemlere ait bölümler mevcuttur. Yeniyol Caddesi’nin alt tarafındadır.
 
Mor Behnam (Kırklar) Kilisesi
5. yüzyılda yapılmıştır. Şar Mahallesi’ndedir. Kilise üç giriş kapısı, ince taş işçiliğine sahip mihrapları, dört yüz yıllık ahşap mihrap kapıları, 1500 yıllık kök boyası baskılı perdeleri, geniş avlusu içinde çan kulesi evi ve adeta dantel gibi işlenmiş taş oymacılığı örneklerinin yer aldığı divan ile dikkat çekmektedir. 1170 yılında kırk şehitlere ait kemikler bu kiliseye getirilmiştir. Bugün Mardin Metropolitlik Kilisesi’dir.
 
Mor Petrus ve Pavlus Kilisesi
1914’te Patrik II. Abdullah döneminde Papaz Abdulmesih’in gayretleriyle Petrus ve Pavlus adına yapılmıştır. Kök boyalarla el işi baskı perdeleri mevcuttur. Bu kilisenin taş işlemeleri sadedir. Gül Mahallesi’ndedir.
 
Mor İliyo Kilisesi
Yapım tarihi bilinmeyen kilise, Çiftlik köyündedir. Kilise içerisinde, yan bölümünde iki oda mevcuttur. Bu odalara geçiş çok alçak tavanlı kapıdan yapılmaktadır. Orta kısımda bulunan şifalı denen bölüm yoğun bir şekilde ziyaret edilmektedir.
 
Mor Yusuf Kilisesi (Surp Hovsep)
Bir Meclis-i Mebusan üyesi öncülüğünde 1894 yılında ibadete açılmıştır. İçinde 21 sütun bulunan kilisenin koro balkonu olup, çok sayıda değerli ikonası vardır.
 
İzozoel Kilisesi
Midyat’ın Altıntaş (Keferze) köyünde bulunan bu kilise, köyün kuzeyindeki en yüksek noktaya yerleşmiştir. Kilisenin görkemli konumunu vurgulayan çan kulesi Midyat’taki taş işçiliği ve işlemeciliğinin en güzel örneklerinden birisidir.
 
Bir inanışa göre, bu kilise Mor Gabriel Manastırının mimarı Şufnayn’ın oğulları mimar Theodosius ve Theodore tarafından 6. yüzyıl başlarında inşa edilmiştir. Ancak bu kilisenin Turabdin’in parlak dönemlerini yaşadığı 8.yüzyılda yapıldığı da iddia edilmektedir.
 
Mor Stefanos Kilisesi
Midyat’ın Güngören (Keferbe) köyünde yer almaktadır. Kilisenin güneyinde, doğusu mihrap tarafından kapatılan, yazlık kilise niteliğindeki iç avlu uzanır. Ana kilisenin kuzeyinde, yüksek tonozları ona bağlanan ve vaftizhane olarak kullanılan Vaftizci Mor Yuhanon Kilisesi bulunmaktadır.
 
Mor Stefanos Kilisesi’nin içi klasik anlamda zariftir. Doğu-batı yönünde yerleştirilmiş uzun orta nefiyle Turabdin bölgesindeki en güzel köy kiliselerinden biridir.
 
Hammara Manastırı
M.S. 326 yılında yapılmıştır. Diyarbakır Kapı Mahallesi’nin Kırkız mevkiindedir.
 
Mor Dimet Manastırı
Savur ilçesi, Dereiçi köyündedir. Manastıra gelen romatizma hastalarının burada iyileştiklerine inanıldığı için, Romatizma Manastırı da denilmektedir.
 
Deyrülzeferan Manastırı
Mardin ilinin 3 km. doğusunda bulunmaktadır. Yukarı Mezopotamya’nın tarihi yapıtlarından ve en tanınmış olanlarından biridir. Süryani Kadim cemaatinin dini merkezidir. Manastır, 4. yüzyılda kurulmuştur. O dönemden kalma mozaikler bugün de görülebilmektedir. Çeşitli devirlere ait üç ibadethane mevcuttur. Canlı bir tarih görünümünde olan manastırın en büyük özelliklerinden biri de içinde 52 Süryani Patriğinin mezarlarının bulunmasıdır.
 
Mor Evgin Manastırı
Girmeli bucağının 7 km. kuzeyindedir. Turabdin Dağı’nın yamacında, ovadan 500 m. yükseklikte mağara ve yapılardan oluşmaktadır.
 
Meryem Ana Manastırı
Midyat ilçesinin Anıtlı (Hah) köyündedir. Köy, Süryanilerinin genel inanışına göre, üç Mecusinin gelip Meryem Ana Manastırı’nı kurduğu yerdir.
 
Mor Cırcıs Manastırı
Derik ilçe merkezindedir. Yüksek tavanı ve mihraba bakan “U” şeklindeki kilise içinden görülmeyen koro balkonuyla güzel bir mimarisi vardır.
 
Mor Yakup Manastırı
Nusaybin ilçe merkezindeki manastır, Mor Şabo ve 11 öğrencisinin şehitliğine kadar bir Mecusi tapınağıydı. Tapınak kalıntıları üzerine M.S. 328 yılında Mor Yakup’un ölümünden sonra adına ithafen inşa edilmiştir. İçinde türbesi vardır. 19. yüzyıla kadar burada rahipler yaşamaktaydı.
 
Deyrulumur (Mor Gabriel) Manastırı
Midyat ilçesinin 18 km. doğusunda bulunmaktadır. Süryani Kadim cemaatinin ünlü ve büyük yapıtlarından olan manastır, yüksekçe bir tepede yapılmıştır. Manastırın temelleri 397 yılında atılmış ve kısa sürede tamamlanmıştır. Değişik tarihlerde içinde ve dışında ekler yapılmıştır.